İnşirah Suresi İhlas Suresi Felak Suresi Nâs Suresi Kafirun Suresi





Nebe Suresi (Amme)

Nebe Suresi: Meâric suresinden sonra inmiştir; ilk Mekkî sûrelerden olup 40 (kırk) ayettir. “Nebe” kelime anlamı olarak “haber” demektir. Kıyamet haberlerini içinde bulundurduğu için bu ad verilmiştir.

Kur’an latin harfleriyle okunmaz! Okunursa anlam değişebilir ve okuyanı günaha sokabilir. Neden okunmayacağını öğrenmek için tıkla.

Nebe Suresi Oku, Meali, Arapçası

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ 

Bismillâhir rahmânir rahîm.
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

عَمَّ يَتَسَاءلُونَ ﴿١﴾

1.AYET: Amme yetesâelûn(yetesâelûne).
1. Birbirlerine neyi soruyorlar?

عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ ﴿٢﴾

2.AYET: Anin nebeil azîm(azîmi).
2. O büyük haberden mi?

الَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ ﴿٣﴾

3.AYET: Ellezî hum fîhi muhtelifûn(muhtelifûne).
3. (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düşmektedirler.

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٤﴾

4.AYET: Kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).
4.Hayır! Anlayacaklar!

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ ﴿٥﴾

5.AYET: Summe kellâ se ya’lemûn(ya’lemûne).
5. Yine hayır! Onlar anlayacaklar!

أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا ﴿٦﴾

6.AYET: E lem nec’alil arda mihâdâ(mihâden).
6. Biz yeryüzünü bir döşek, yapmadık mı?

وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا ﴿٧﴾

7.AYET: Vel cibâle evtâdâ(evtâden).
7. Dağları da birer kazık .

وَخَلَقْنَاكُمْ أَزْوَاجًا ﴿٨﴾

8.AYET: Ve halaknâkum ezvâcâ(ezvacen).
8. Sizi çifter çifter yarattık.

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا ﴿٩﴾

9.AYET: Ve cealnâ nevmekum subâtâ(subâten).
9. Uykunuzu bir dinlenme kıldık.

وَجَعَلْنَا اللَّيْلَ لِبَاسًا ﴿١٠﴾

10.AYET: Ve cealnâl leyle libâsâ(libâsen).
10. Geceyi bir örtü yaptık.

وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا ﴿١١﴾

11.AYET: Ve cealnân nehâre meâşâ(meâşen).
11. Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı kıldık.

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا ﴿١٢﴾

12.AYET: Ve beneynâ fevkakum seb’an şidâdâ(şidâden).
12. Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ﴿١٣﴾

13.AYET: Ve cealnâ sirâcen vehhâcâ(vehhâcen).
13. (Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.

وَأَنزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاء ثَجَّاجًا ﴿١٤﴾

14.AYET: Ve enzelnâ minel mu’sırâti mâen seccâcâ(seccâcen).
14. Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.

لِنُخْرِجَ بِهِ حَبًّا وَنَبَاتًا ﴿١٥﴾

15.AYET: Li nuhrice bihî habben ve nebâtâ(nebâten).
15. Size tohumlar, bitkiler,yetiştirmek için

وَجَنَّاتٍ أَلْفَافًا ﴿١٦﴾

16.AYET: Ve cennâtin elfâfâ(elfâfen).
16. Ve ağaçları(birbirine) sarmaş dolaş bahçeler.

إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيقَاتًا ﴿١٧﴾

17.AYET: İnne yevmel faslı kâne mîkâtâ(mîkâten).
17. Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.

يَوْمَ يُنفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا ﴿١٨﴾

18.AYET: Yevme yunfehu fîs sûri fe te’tûne efvâcâ(efvâcen).
18. Sûr’a üflendiği gün, bölük bölük Allah’a gelirsiniz.

وَفُتِحَتِ السَّمَاء فَكَانَتْ أَبْوَابًا ﴿١٩﴾

19.AYET: Ve futihatis semâu fe kânet ebvâbâ(ebvâben).
19. Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur;

وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا ﴿٢٠﴾

20.AYET: Ve suyyiratil cibâlu fe kânet serâbâ(serâben).
20. Dağlar yürütülür, serap haline gelir.

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا ﴿٢١﴾

21.AYET:
İnne cehenneme kânet mirsâdâ(mirsâden).
21. Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.

لِلْطَّاغِينَ مَآبًا ﴿٢٢﴾

22.AYET: Lit tâgîne meâbâ(meâben).
22. Azgınların barınacağı yerdir (cehennem).

لَابِثِينَ فِيهَا أَحْقَابًا ﴿٢٣﴾

23.AYET: Lâbisîne fîhâ ahkâbâ(ahkâben).
23. (Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklar ,

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا ﴿٢٤﴾

24.AYET: Lâ yezûkûne fîhâ berden ve lâ şerâbâ(şerâben).
24. Orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,

إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا ﴿٢٥﴾

25.AYET: İllâ hamîmen ve gassâkâ(gassâkan).
25. Kaynar su ve irin (tadarlar).

جَزَاء وِفَاقًا ﴿٢٦﴾

26.AYET: Cezâen vifâkâ(vifâkan).
26. Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak.

إِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًا ﴿٢٧﴾

27.AYET: İnnehum kânû lâ yercûne hısâbâ(hısâben).
27. Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.

وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا كِذَّابًا ﴿٢٨﴾

28.AYET: Ve kezzebû bi âyâtinâ kizzâbâ(kizzâben).
28. Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.

وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا ﴿٢٩﴾

29.AYET: Ve kulle şey’in ahsaynâhu kitâbâ(kitâben).
29. Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.

فَذُوقُوا فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا ﴿٣٠﴾

30.AYET: Fe zûkû fe len nezîdekum illâ azâbâ(azâben).
30. Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا ﴿٣١﴾

31.AYET: İnne lil muttakîne mefâzâ(mefâzen).
31. Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır.

حَدَائِقَ وَأَعْنَابًا ﴿٣٢﴾

32.AYET: Hadâika ve a’nâbâ(a’nâben).
32. Bahçeler,bağlar,

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا ﴿٣٣﴾

33.AYET: Ve kevâıbe etrâbâ(etrâben).
33.
Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,

وَكَأْسًا دِهَاقًا ﴿٣٤﴾

34.AYET: Ve ke’sen dihâkâ(dihâkan).
34. Ve içki dolu kâse(ler) .

لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًا ﴿٣٥﴾

35.AYET: Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ kizzâbâ(kizzâben).
35. Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler.

جَزَاء مِّن رَّبِّكَ عَطَاء حِسَابًا ﴿٣٦﴾

36.AYET: Cezâen min rabbike atâen hısâbâ(hısâben).
36. Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır.

رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرحْمَنِ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا ﴿٣٧﴾

37.AYET: Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâr rahmâni lâ yemlikûne minhu hitâbâ(hitâben).
37. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O’na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.

يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرحْمَنُ وَقَالَ صَوَابًا ﴿٣٨﴾

38.AYET: Yevme yekûmur rûhu vel melâiketu saffâ(saffen), lâ yetekellemûne illâ men ezine lehur rahmânu ve kâle sevâbâ(sevâben).
38. Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân’ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.

ذَلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ فَمَن شَاء اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ مَآبًا ﴿٣٩﴾

39.AYET: Zâlikel yevmul hakku, fe men şâettehaze ilâ rabbihî meâbâ(meâben).
39. İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.

إِنَّا أَنذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا ﴿٤٠﴾

40.AYET: İnnâ enzernâkum azâben karîbâ(karîben), yevme yanzurul mer’u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlul kâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ(turâben).
40. Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: “Keşke toprak olsaydım!” diyecektir.

Nebe Suresine Neden Amme Suresi Deniyor?

Surenin ilk ayetinden dolayı “Amme Suresi”de denmektedir. Surenin asıl ismi “Nebe”dir.