İnşirah Suresi

Zatu Envat Hadisi Sahih midir?

Soru : “Zatu Envat” hadisi sahih midir? Sahih ise hadisin doğru manası nedir?

Cevap : Günümüzde “Zatu Envat” ismiyle meşhur olan hadisin üç tariki vardır.

Bunlardan birincisi, Zuhri’nin Sinan bin Ebi Sinan’dan, onun da Ebu Vakid el-Leysi’den rivayet ettiği tariktir.

İkincisi Vakidi, İbn Ebi Habibe’den, o Davud bin el-Husayn’den, o İkrime’den, o da İbn Abbas’dan olmak üzere rivayet edilen tariktir. Aynısını El-Ezraki, dedesinden, o Muhammed bin İdris’ten, o da geriye kalan kısmı aynı şekilde Vakidi’den rivayet etmiştir.

Üçüncüsü ise Kesir bin Abdullah’tan, o babasından, o da dedesinden olmak üzere rivayet edilen tariktir. Bu üç vecihte zayıftır.

Zuhri’nin rivayetine zikredecek olursak, Ma’mer, İbrahim bin Sa’d, İbn Uyeyne, Ukayl, Malik, İbn İshak ve Yunus’tan, hepsi Zuhri’den, o da Sinan bin Ebi Sinan’dan, o da Ebu Vakid el-Leysi’den olmak üzere rivayet edilmiştir.

Bu tariklerin hepsi ise zayıftır. Sebebi ise Sinan bin Ebi Sinan’ın meçhul olmasıdır.
عُمَرُ بْنُ دَاوُدَ عَنْ سِنَانَ بْنِ أَبِي سِنَانَ، كِلَاهُمَا مَجْهُولٌ

İmam Ukayli dedi ki : “Ömer bin Davud, Sinan bin Ebi Sinan’dan (rivayette bulunmuştur.) İkiside (Ömer ve Sinan bin Ebi Sinan) meçhuldür.”

Ed-Duafa el-Kebir, 3.cilt, 156.syf

Derim ki: Ondan sabit olarak rivayet edilen iki hadis vardır. Bu iki hadiside imamımız Zuhri ondan rivayet etmiştir. Zeyd bin Eslem’in ondan rivayet ettiği iddia edilsede bu doğru değildir. Ve onu (Sinan bin Ebi Sinan’ı) muteber hiçbir cerh-tadil imamı tevsik etmemiştir.

Sinan bin Ebi Sinan’dan sabit olan iki hadis ise şunlardır;

Birincisi “Zatu envat” hadisidir ki, o bu rivayette teferrüd etmiştir.

İkincisi ise, Ebu Seleme bin Abdurrahman ile beraber Sinan bin Ebi Sinan’ın Cabir bin Abdullah’tan rivayet ettiği hadistir.

Ondan sadece iki hadisin sabit olması, muteber kimsenin onu tevsik etmemesi ve imamımız Ukayli’nin onu meçhul sayması, onun meçhul olduğuna dair açık burhanlardır.

Ancak onun üzerine bazı kelamlar edilmiştir ki, bunlara cevap vermemiz gerekmektedir.

Birinci iddia: Buhari ve Muslim, Sinan bin Ebi Sinan’ın Cabir’den rivayet ettiği hadisi sahihlerine almışlardır ve bu sebeple onu sika görmüşlerdir.

Derim ki: Bu açık bir saptırmadır. Az sonra ispatlayacağımız üzere Buhari ve Muslim’de bulunan tüm ravilerin Buhari ve Muslim tarafından sika görüldüğü iddiası çok kötü ve çürük bir görüştür. Buhari’nin ve Muslim’in eserleri bu çürük iddiayı açıkça yalanlamaktadır.

Ve ne Buhari ne de Muslim Sinan bin Ebi Sinan ile ihticac etmemiştir. Ondan sadece makrunen ve mütabaa babında rivayette bulunmuştur.

Buhari ve Muslim’in makrunen ve mütabaa babında rivayette bulunduğu hadis ise, Zuhri’nin Ebu Seleme bin Abdurrahman’dan rivayet ettiği hadisin aynısını Sinan bin Ebi Sinan’dan rivayet ettiği hadistir. Eğer Buhari ve Muslim onun sika olarak görselerdi onunla ihticac ederlerdi.

Örnek verecek olursak İmam Buhari, Kehmes bin el-Minhal’i zayıf ravileri topladığı kitabında zikretmiştir.

(Ed-Duafa es-Sağir, 117.syf)

Ardından ise sahihinde Yezid bin Zurey’i’nin İbn Ebi Arube’den rivayetine ek olarak, aynı hadisi Muhammed bin Sevai’den ve Kehmes’den de zikrederek ondan rivayet etmiştir.

(Sahih el-Buhari, No: 3686)

Yine Buhari, Useyd bin Zeyd’in Muhammed bin Atiyye’den garip şeyler rivayet ettiğini söyleyerek Useyd ve Muhammed’in zayıflığına işaret etmiştir.

(et-Tarih el-Kebir, 1.cilt, 198.syf. Benzerini Ukayli, Adem’den sahih olarak nakletmiştir.Ed-Duafa el-Kebir, 4.cilt, 113.syf)

Ve Useyd tüm cerh-tadil otoritelerince zayıflanmış, hatta İbn Main tarafından yalanla itham edilmiş bir ravidir.

İmam Darakutni onu zayıf ve metruk raviler kitabında zikretmiştir.

(Ed-Duafa ve’l-Metrukun li’d-Darakutni, 1.cilt, 259.syf)

Ebu Hatim’de onun zayıflandığını söylemiştir.

(El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 2.cilt, 318.syf)

İbn Main onun yalancı olduğunu söylemiştir.

(İsnadı sahihtir. Abbas ed-Durri sikadır. El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 2.cilt, 318.syf)

Buhari, Darakutni, Ebu Hatim ve İbn Main onun zayıflağına işaret etmesiyle beraber, Buhari İmran’ın İbn Fudayl’dan, onunda Husayn’dan rivayet makrunen Useyd bin Zeyd’den, o Huşeym’den, o da Husayn’dan olmak üzere rivayette bulunmuştur.

(Sahih el-Buhari, No: 6541)

Derim ki: İspatladığımız üzere Buhari, Kehmes ve Useyd’i zayıfladığı halde Sahih’inde onlardan makrunen rivayette bulunmuştur. Bu da Buhari’nin Sahih’inde rivayet ettiği herkesi sika gördüğü iddiasının çürük olduğunu göstermektedir.

Muslim’in Sinan bin Ebi Sinan’dan şevahid ve mutabaa babında rivayette bulunmasına gelince, aynı şekilde Eş’as bin Sevvar ve Haccac bin Arta’dan zayıflıklarına rağmen onlardan makrunen rivayette bulunmuştur. Aynı şekilde İmam Muslim, İbn Lehia’nın zayıflığına kail olduktan sonra, Kitab’ul Mesacid’de Amr bin el-Haris’in hadisine takviye babında ondan rivayette bulunmuştur.

( İmam Muslim, Et-Temyiz adlı eserinde İbn Lehia’nın seneden ve metinen fahiş hatalar yaptığına işaret ederek zayıflığını ispatlamıştır. Et-Temyiz, 187 ve 188.syf. Sahih Muslim, No: 197)

Bu da imamımız Muslim’in kitabında rivayet ettiği her kişi ile ihticac etmediğini ve sika görmediğini ispatlamaktadır.

Ayrıca Muslim, Sinan bin Ebi Sinan’dan sadece Zuhri’nin rivayette bulunduğunu zikrederek meçhulliyetine işaret etmiştir.

(El-Munferidat, 121.syf. Kendisinden teferrüd edilen her ravi meçhul olmasa da, Muslim onunla ihticac etmeyip, ondan Zuhri’nin teferrüd ettiğini söyleyerek buna işaret etmiştir.)

İkinci iddia: Tirmizi bu hadis sahih dediği için hadis hüccettir.

Derim ki: Hadis ilmi hiçbir alimin tekelinde değildir. Bu ilmin amacı ravilerin hadisleri incelenerek onun hakkında doğru hükme varmaktır. Bu sebeple bir hadis Tirmizi ya da başka birinin sahih demesiyle sahih, zayıf demesi ile de zayıf olmaz.

Misalen İmam Buhari, Sahih’inde Fuleyh bin Suleyman ile ihticac etmiştir. Halbuki Fuleyh muhaddislerin yanında zayıf bir kimsedir.

Ebu Hatim dedi ki : “Kaviyy değildir.” (El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 7.cilt, 85.syf)

İbn Main dedi ki : “Kaviyy değildir, hadisiyle ihticac edilmez.” (İsnadı sahihtir. Abbas ed-Durri sikadır. El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 7.cilt, 85.syf)

Nisai’de onu zayıflamıştır. (Ed-Duafa ve’l-Metrukin li’n-Nesai, 87.syf 85.syf)

Ebu Zur’a’da onu zayıflamıştır. (Ed-Duafa li Ebi Zur’a Rivayetu el-Berzai, 2.cilt, 366 ve 425.syf)

Fuleyh’in hadisleride Buhari onu sahihlediği için sahih sayılacak değildir.

İmam Tirmizi’nin hıfzı ve sebti sebebiyle büyük bir fazileti vardır. Bununla beraber tevsiklerinde muteber değildir. Nice muhaddis imamlar vardır ki, onlar rivayetlerinde sabittir ancak cerh-tadil bakımından otorite değildir. İmam İbn Uyeyne bunun en açık örneğidir.

Tirmizi’nin ise bir çok zayıf raviyi tevsik ettiği malum ve meşhurdur. Kitabında bir çok zayıf ve birkaç uydurma hadis nakletmiş, kitabının sonunda ise zikrettiği hadislerin hepsiyle amel edilebileceğini söylemiştir. Allah ondan razı olsun.

Üçüncü iddia: Sinan bin Ebi Sinan’ı İbn Hibban ve el-İcli tevsik etmiştir, bu sebeple o sikadır.

Derim ki: İbn Hibban cehmiyye mezhebine mensuptur ve İslam milletini terkedenin söylediklerinin hiçbir önemi yoktur. Es-Sikat kitabının mukaddimesinde ve Sahih adlı eserinde Allah’ın sıfatlarının hakiki olmadığını söylemiş, Allah’ın arşı üzerinde olduğunu ve yeryüzü semasına nüzul ettiğini inkar etmiştir. Bu sebeple muvahhid şehir halkının onun kafir olduğunu söyleyip, onu öldürmeye çalışması sebebiyle kaçmak zorunda kalmıştı. Allah ona lanet etsin.

Onun tesahülüne gelince, bir çok yerde onun çoğu zaman mütesahil olduğunu, bazı zamanlar ise sika ravileri garip bir biçimde zayıfladığını ispatlamıştım.

İcli’ye gelince kendisi şiddetli derecede mütesahildir. Öyle ki onun tesahülünden bir damla denize dökülseydi, denizler tesahül ile dolardı. Onun cerh-tadil konusunda ki kavillerinin değeri ne Ebu Hatim’in, ne Ebu Zur’a’nın, ne Buhari’nin, ne Muslim’in, ne İbn Main’in, ne Darakutni’nin, ne Ahmed’in, ne İbn Numeyr’in, ne es-Saci’nin ne de es-Sa’di’nin binde biri etmeyecektir. Hatta şiddetli derecede mütesahil olan imam İbn Sa’d’ın derecesinde bile değildir.

Örneğin, el-Asbağ bin Nubate meşhur metruk ravilerdendir.

İbn Main dedi ki : “El-Asbağ bin Nubate, bir şey değildir.” (İsnadı sahihtir. Abbas ed-Durri sikadır. El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 2.cilt, 320.syf)

Yine dedi ki : “Sika değildir.” (İsnadı sahihtir. Ed-Dulabi ve ed-Durri sikadır. El-Kamil Fi Duafa er-Rical, 2.cilt, 102.syf)

Ebu Hatim dedi ki : “Hadisi zayıftır.” (El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 2.cilt, 320.syf )

Nesai dedi ki : “Asbağ bin Nubate, metruk’ul hadistir.” (Ed-Duafa ve’l-Metrukin li’n-Nesai, 21.syf)

Aynı şekilde Abdurrahman bin Mehdi ve Yahya bin Said el-Kattan’da onu zayıflamıştır. (İsnadı sahihtir. Muhammed bin İsa ve Amr sikadır. Ed-Duafa el-Kebir li’l-Ukayli, 1.cilt, 129.syf)

Darakutni’de onu zayıf ve metruk ravileri topladığı kitabında zikretmiş ve onun için “Münker’ul hadis” demiştir. (Ed-Duafa ve’l-Metrukun li’d-Darakutni, 1.cilt, 259.syf)

Ancak İcli tüm muhaddislere muhalefet ederek şöyle demiştir : “Sikadır.” (Es-Sikat li’l-İcli, 54.syf)

Yine İbn’ul Hattab’ın müezzini Akra meşhur meçhul ravilerdendir.

İcli onun için dedi ki : “Sikadır.” (Es-Sikat li’l-İcli, 55.syf)

Yine El-Bera bin Naciye kimsenin tevsik etmediği meçhul bir ravidir.

İcli onun için dedi ki : “Sikadır.” (Es-Sikat li’l-İcli, 66.syf)

Yine Bekr bin Kırvaş meşhur sika olmayan ravilerdendir.

Buhari dedi ki : “Fihi nazar.(Yani zayıftır.)” (Et-Tarih el-Kebir, 2.cilt, 94.syf)

İcli onun için dedi ki : “Sikadır.” (Es-Sikat li’l-İcli, 72.syf)

Yine Telid bin Suleyman meşhur yalancı ve metruk ravilerdendir.

İbn Main dedi ki : “Onun hadisi bir şey değildir.” (İsnadı sahihtir. İbn Ebi Hayseme sikadır. El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 2.cilt, 447.syf)

Yine İbn Main dedi ki : “Telid bin Suleyman yalancıydı ve Osman bin Affan’a söverdi. Osman’a ya da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından birine söven herkes deccaldır, fasıktır, mel’undur, onun hadisi yazılmaz. Allah’ın, melekleri ve tüm insanların laneti onun üzerine olsun.” (İsnadı sahihtir. Ed-Dulabi ve Abbas ed-Durri sikadır. El-Kamil Fi Duafa er-Rical, 2.cilt, 284.syf)

Yine Ahmed bin Hanbel onun yalancı olduğunu söylemiştir. (İsnadı sahihtir. Es-Sa’di sikadır. El-Kamil Fi Duafa er-Rical, 2.cilt, 284.syf)

Yine Nesai onun zayıf olduğunu söylemiştir. (Ed-Duafa ve’l-Metrukun li’n-Nesai, 26.syf)

İbn Adiyy’de onun zayıf olduğunu söylemiştir. (El-Kamil Fi Duafa er-Rical, 2.cilt, 287.syf)

Darakutni’de onu zayıflamıştır. (İlel ed-Darakutni, 1.cilt, 170.syf)

Ancak İcli onun için şöyle demiştir: “Onda bir beis yoktur.” (Es-Sikat li’l-İcli, 78.syf)

Yine İbrahim bin İsmail el-Hicazi meşhur meçhul ve kimse tarafından tevsik edilmemiş ravilerdendir.

Ebu Hatim dedi ki : “Meçhuldür.” (El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 2.cilt, 83.syf)

Buna rağmen İcli dedi ki : “Onda bir beis yoktur.” (Es-Sikat li’l-İcli, 21.syf)

Derim ki: Görüldüğü üzere İcli, imamlarca zayıf ve meçhul sayılmış ravileri tevsik etmekle meşhurdur. Zikrettiğim raviler, konuyu uzatmamak adına ondan rivayet edilen iki ciltlik kitabının sadece ilk seksen sayfasından seçerek naklettiklerimdir. Onun eserinin tamamına müracaat edilirse tevsik ettiği zayıf ve meçhul ravilerin sayısının yüzlerle ifade edileceği görülecektir. Onun tevsikinin hiçbir ehemmiyeti yoktur.

Hülasa, ispatladığımız üzere ne Buhari ne Muslim ne de muteber bir cerh-tadil otoritesi Sinan bin Ebi Sinan’ı tevsik etmemiştir, aksine Ukayli onun meçhul olduğunu söylemiştir. Ve ondan sadece iki hadis rivayet ettiği sabit olmuştur. Bu sebeple “Zatu Envat” hadisinin Sinan bin Ebi Sinan’dan rivayet edilen tüm tarikleri zayıftır.

Vakidi’nin İbn Ebi Habibe’den, o Davud bin Husayn’dan, o İkrime’den, o da İbn Abbas’tan olmak üzere rivayet edilen senedi zikrecek olursak, bu sened uydurmadır.

Vakidi, metruk’ul hadistir.

İmam Darakutni onu zayıf ve metruk ravileri topladığı kitabında zikretmiştir. (Ed-Duafa ve’l-Metrukun li’d-Darakutni, 3.cilt, 130.syf)

Ebu Zur’a onun zayıf olduğunu söylemiştir. (Ed-Duafa li Ebi Zur’a Rivayetu El-Berzai, 2.cilt, 352.syf)

Yine Ebu Zur’a dedi ki : “İnsanlar (Muhaddisler) onun rivayetlerini terketmiştir.” (Ed-Duafa li Ebi Zur’a Rivayetu El-Berzai, 2.cilt, 511.syf)

Ahmed dedi ki: “O yalancıdır.” (İsnadı sahihtir. Ed-Dulabi ve Muaviye sikadır. El-Kamil Fi Duafa Er-Rical, 7.cilt, 481.syf)

Buhari dedi ki: “Metruk’ul hadistir. Ahmed, İbn Numeyr, İbn’ul Mubarek ve İsmail bin Zekeriyya onu terketmiştir.” (İsnadı sahihtir. Adem bin Musa sikadır. Ed-Duafa el-Kebir, 4.cilt, 107.syf)

Şafii’de onun yalancı olduğunu söylemiştir. (İsnadı sahihtir. Yunus bin Abdulala sikadır. El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 8.cilt, 21.syf)

Ebu Hatim dedi ki : “Metruktur.” (El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 8.cilt, 21.syf)

İbn Main dedi ki: “Vakidi’nin hadisleri yazılmaz, o bir şey değildir.” (İsnadı sahihtir. İbn Ebi Hayseme sikadır. El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 8.cilt, 21.syf

İmam Muslim dedi ki: “Metruk’ul hadistir.” (El-Kuna ve’l-Esma li’l-Muslim, 1.cilt, 499.syf)

Nesai dedi ki : “Metruk’ul hadistir.” (Ed-Duafa ve’l-Metrukun li’n-Nesai, 92.syf)

Yine Nesai onun hadis uydurduğunu söylemiştir. (İbn Raşik Cüzü, 5.syf)

İbn Adiyy’de onun zayıf olduğunu söylemiştir. (El-Kamil Fi Duafa Er-Rical, 7.cilt, 484.syf)

Vakidi, insanların hadislerini karıştırır, yeni senedler uydurarak bildiği hadisleri uydurduğu senedler ile naklederdi. Misalen Mamer’in hadisini Yunus’tan, Yunus’un hadisini başka birinden naklederdi.

Yani Vakidi, tüm imamlarca zayıflanmış, hadis uyduran bir yalancıdır. Bu sebeple hadisin bu tariki uydurmadır.

Vakidi’nin rivayet ettiğini iddia ettiği İbn Ebi Habibe zayıftır.

İmamımız Darakutni, İsmail bin İbrahim bin Ebi Habibe’yi metruk ravileri topladığı kitabında zikretmiş ve onun için “Metruktur.” demiştir. (Ed-Duafa ve’l-Metrukun li’d-Darakutni, 1.cilt, 252.syf)

Buhari dedi ki : “(İbn Ebi Habibe) Münker’ul hadistir.” (Et-Tarih el-Kebir, 1.cilt, 271.syf)

İbn Adiyy’de onun zayıf olduğunu söylemiştir. (El-Kamil Fi Duafa Er-Rical, 1.cilt, 383.syf

İmam Nesai’de onun zayıf olduğunu söylemiştir. (Ed-Duafa ve’l-Metrukun li’n-Nesai, 11.syf)

Ebu Hatim’de onun münker’ul hadis olduğunu ve hadisleriyle ihticac edilemeyeceğini söylemiştir. (El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 2.cilt, 83.syf

Yine İbn Ebi Habibe’nin rivayet ettiği iddia edilen Davud bin el-Husayn’ın İkrime’den rivayetleri münkerdir.

İbn’ul Medini dedi ki: “Said bin El-Museyyib’in ve Şabi’nin mürselleri bana, Davud bin el-Husayn’ın İkrime’den, onun da İbn Abbas’tan rivayet ettiklerinden daha sevimlidir.” (El-Marife ve’t-Tarih, 3.cilt, 47.syf)

Derim ki: Yani İmam İbn’ul Medini’ye göre Davud bin el-Husayn’ın İkrime’den rivayetleri, hüccet kabul etmediği Şabi ve İbn’ul Museyyib’in mürsellerinden daha aşağı derecededir.

Ebu Hatim dedi ki: “Kaviyy değildir.” (El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 3.cilt, 409.syf)

Ebu Zur’a dedi ki: “Lin (Yani zayıftır.)” (El-Cerh ve’t-Tadil li’bni Ebi Hatim, 3.cilt, 409.syf)

Yani hadisin bu tariki Vakidi’nin yalancı ve hadis uyduran biri olması, İbn Ebi Habibe’nin metruk’ul hadis olması ve Davud’un özellikle İkrime’den rivayetlerinde ki zayıflığı sebebiyle asla hüccet değildir, uydurmadır.

Kesir bin Abdullah bin Amr bin Avf’ın babasından, onunda Kesir’in dedesinden rivayet ettiği tarikin zayıflığının sebebini zikrecek olursak, Kesir bin Abdullah bin Avf münker’ul hadistir.

İmam Darakutni: “Metruktur.” (Sualat es-Sulemi, 272.syf)

Ahmed dedi ki: “Münker’ul hadistir, (hadisi) hiçbir şey değildir.” (İsnadı sahihtir. Muhammed ve Ebu Talib sikadır. El-Cerh ve’t-Tadil li’bn Ebi Hatim, 7.cilt, 154.syf)

Ebu Zur’a dedi ki: “Kaviyy değildir.” (El-Cerh ve’t-Tadil li’bn Ebi Hatim, 7.cilt, 154.syf)

Ebu Hatim’de onu zayıflamıştır. (El-Cerh ve’t-Tadil li’bn Ebi Hatim, 7.cilt, 154.syf)

İbn Main dedi ki: “Hadisi zayıftır.” (İsnadı sahihtir. Abbas ed-Durri sikadır. El-Cerh ve’t-Tadil li’bn Ebi Hatim, 7.cilt, 154.syf)

Hafız Ebu İshak el-Cuzcani dedi ki: “Hadisi zayıftır.” (Ahval er-Rical, 236.syf)

Nesai dedi ki: “Metruk’ul hadistir.” (Ed-Duafa ve’l-Metrukun li’n-Nesai, 89.syf)

Kesir bin Abdullah’ın babası Abdullah bin Amr bin Avf’a gelince, ondan tek rivayet eden kişinin münker’ul hadis olan oğlu Kesir bin Abdullah olması sebebiyle hadisleri sabit olmamıştır. Bu sebepten ötürü meçhuldür, kendisiyle ihticac edilmez.

İspatladığımız üzere “Zatu Envat” hadisinin rivayet edilen üç tarikide zayıftır, hüccet değildir. Bu hadis sahih olarak rivayet edilseydi, manasının rivayet edilen metinlerde açık olduğu üzere kafirlerin yollarını takip etmekten nehy edilmesi olduğu anlaşılırdı.

Çünkü müşriklerin “Zatu Envat” adıyla bu ağaca silahlarını astıkları, sahabelerinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den tıpkı müşrikler gibi silahlarını asacakları bir ağaç tayin etmesini istedikleri rivayet edilmiştir.

Yani nakledildiği üzere Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in onlara karşı çıkmasının sebebi, müşriklerin bir yeri bereket kılınmış zannetmelerine karşı sahabelerinde ondan Allah’ın bereketli kıldığı bir yer tayin etmesini istemesidir. Bu sebeple hadisin sonunda “Sizden öncekilerin yolunu takip edeceksiniz.” denilmiştir.

Metnin zahirinde de açık olduğu üzere sahabeler şirk olan birşeyi değil, haram olan bir şeyi istedikleri rivayet edilmiştir. Ancak muasır bazı kimseler hadiste Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’e atfedilen “SubhanAllah, bu Musa’nın kavminin dediği gibidir : Bize onların ilahı gibi bir ilah yap.(Araf/138)” lafzına dayanarak –haşa- sahabenin şirki istediğini ve buna rağmen müşrik sayılmadıklarını iddia etmiştir.

Derim ki: Sahabelere şirk ve işlemedikleri suçları isnad etmek rafizilerin işidir. Allah onlara lanet etsin.

Hadisin zayıf olması bir yana metni de açıkladığımız üzere haram olan birşeyi istemekle alakalıdır. Metinde Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabeleri Musa’nın kavmine benzetmesinin sebebi İsrailoğullarının müşriklerin buzağı ilahını kıskanarak Allah’tan başka ilah istemesi gibi, sahabelerinde müşriklerin bereketli saydıkları biryeri kıskanarak hakiki manada Allah tarafından bereketli kılınmış bir yer tayin edilmesini istemeleridir. Hangi iman sahibi bunun Allah’a ortak koşmak ya da Allah’tan başka bir ilah istemek olduğunu iddia edebilir? Allah’tan afiyet dileriz.

Ayrıca burada ki benzetmenin cinsi Musa’nın kavminin müşrikleri kıskanması gibi sahabeninde müşrikleri kıskanması ve haram olan birşeyi istemesidir, yoksa başka bir ilah istemeleri değildir. Bu yüzden bu hadisi sahihleyen Tirmizi, “Siz öncekilerin (Yahudi ve Hristiyanların) yollarını takip edeceksiniz (lafzı) hakkında gelen babı” adı altında zikretmiştir.

(Sunen et-Tirmizi, Ebvab el-Fiten, 18.bab)

Metinlerde rivayet edildiği üzere Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabelerin istedikleri haramı, İsrailoğullarının başka ilah istemesine benzetmeside sünnete aykırı değildir. Çünkü sünnette varid olduğu üzere birşey her zaman misliyle değil, bazen daha büyük ve hükmü farklı birşeye de benzetilebilir.

Güzel senedlerle Sabit bin el-Dahhak’tan rivayet edildiği üzere Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle demiştir :
لَعْنُ الْمُؤْمِنِ كَقَتْلِهِ

“Mümini lanetlemek, onu öldürmek gibidir.”

Derim ki: Halbuki mümini öldürmek, ona lanet etmekten çok daha kötü ve ağır birşeydir.
مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَن قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا

Allah subhanehu ve teala buyurdu ki: “Bundan dolayı İsrailoğullarına şöyle yazdık: Kim bir kişiyi, bir kişi veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olmadan öldürürse, o tüm insanlığı öldürmüş gibidir.”

Maide suresi, 32.ayet

Derim ki: Bu ayette de görüldüğü üzere bir insanı kısası haketmeden veya fesad çıkarmadığı halde öldürmek, ona lanet etmekten çok daha büyük bir günahtır.

Ayrıca tıpkı “Zatu Envat” hadisinde zikredildiği gibi, bu ayette de Allah’ta bir kişiyi öldürmeyi tüm insanlığı öldürmeye benzetmiştir. Bu da Allah’ın kitabında küçük bir işin büyük bir işe benzetilmesine örnektir.

Zikrettiğimiz mümini lanetlemek hakkında hadise dönecek olursak bu hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Maide suresinde ki ayet ile ispatladığımız üzere mümini lanetlemeyi, aynı “Zatu Envat” hadisinde olduğu gibi “كَ” yani “Gibidir” lafzıyla kendisinden (lanetlemekten) daha büyük bir işe (öldürmeye) benzetmiştir. Öldürmek kısası gerektirirken, lanetlemek böyle birşeyi gerektirmez. Farklı hükümlerde olmasına rağmen kötülüğü bakımından küçük olan amel, daha büyük olana benzetilmiştir

Öyleyse metinlerde geçtiği üzere sahabenin işlediği haramın, İsrailoğullarının işlediği işe benzetilmesinde bir beis yoktur. Metinlerde benzetilen de sahabenin tıpkı İsrailoğullarının müşrikleri kıskanmaları gibi kıskançlık etmeleridir.

Sonuç olarak, hadisin üç tarikide zayıftır, hüccet değildir. Sahih olarak rivayet edilseydi de izah ettiğimiz üzere metninde bir müşkil yoktur. Allah en doğrusunu bilir.

Ebu Abdullah el-Huzaî - EhliHadis
© 2015 İnşirah Suresi – Site adresimiz (www.insirahsuresi.net) kaynak linki gösterilerek makalelerden alıntı yapılabilir.